Günümüzde pek çok kadın, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve duygusal şiddete maruz kalıyor. Evliliklerin maalesef taşlara ve acılara yazılı tarihi, bazen de bu zaafların korkunç sonuçlar doğurmasıyla içimizi burkarak tarihe geçiyor. İşte bu tür bir trajedinin son kurbanı, Şeyma Y., 30 yaşındaki bir genç kadın oldu. Uzun süredir şiddetli bir baskı ve işkence dolu bir ilişkide bulunan Şeyma Y., evliliğini sonlandırmak adına boşanma talebinde bulunmuştu. Ancak bu isteği, hayatına mal oldu.
Şeyma, evliliği boyunca eşinin sürekli saldırgan tutumuyla baş etmek zorunda kaldı. Psikolojik baskı, aşağılama ve fiziksel şiddet, onun yaşamındaki sıradan bir durum haline gelmişti. Dayaktan bıktığı için boşanmak istemesi, aslında kadınların yaşadığı en ortak durumlardan biriydi. Ancak çoğu zaman devam eden şiddet, kadının boşanma isteğini hayata geçirmesine engel olur.
Birçok kadın gibi, Şeyma Y. de boşanmak için adımlar atmaya karar verdi. İşkenceden bıkmıştı ve bu işkencenin sona ermesi için sabırsızlanıyordu. Ancak talep ettiği boşanma, eşinin öfkesini daha da körükledi. Şeyma’nın kararlılığı, belki de onun hayatına mal olacaktı. Annesinin, “Bunu daha fazla kaldıramazsın, doğru olanı yapmalısın” sözleriyle cesaretlenen Şeyma, yavaş yavaş geçmişinin esaretinden kurtulmaya çalışıyordu.
Şeyma'nın hayatında dönüm noktası olan bu karar, ne yazık ki ona pahalıya mal oldu. Eşinin karşısına çıkmaya cesaret edemediği bir gün, kapısının önünde bulduğu bir kâğıt, onu bir karar vermeye zorladı. Eşinin şiddeti daha da artmaya başlamıştı. Sonunda, cesaretini topladığı o an, kendisine karşı uygulanan işkencenin son bulmasını sağlamak için boşanma davası açmaya karar verdi. Ancak bu kararın ardından gelen olaylar trajik bir sona yol açtı.
Şeyma'nın boşanma davası açtığı gün, eşi onu yine şiddetle tehdit etti. Korku dolu gözleri, kendisini koruyacak bir güç arayışı içinde yarı çaresizdi. Eşinin altında ezercesine kullandığı güç karşısında, çaresizlik duygusu tüm bedenini kaplamıştı. O gece yaşanan kargaşada, eşinin saldırısına uğradı ve ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Şeyma, 24 saat bile yaşamayarak hayata gözlerini yumdu.
Şeyma Y.’nin ölüm haberi, hem ailesini hem de çevresini derin bir üzüntüye boğdu. Kadına yönelik şiddet konusunun yine bir kez daha gündeme gelmesine sebep oldu. Hayatta kalma mücadelesi veren ve boşanma hakkını istemek için adım atan birçok kadının sesi oldu. Herkes, Şeyma'nın yaşadığı durumu konuşmaya ve bu tür davaların önemini anlamaya çalıştı. Ne yazık ki, çoğu zaman geç kalınıyor; ancak toplumsal farkındalık için bu kayıplar, derin yaralar açmaktan öte olmuyor.
Şeyma Y.’nin hikayesinin ardından, toplumda kadına yönelik şiddeti önlemek adına çeşitli kampanyalar başladı. Women’s Rights bölümü, Şeyma’nın ismini yaşatmak ve benzer durumları önleyebilmek adına çalışmalara hız verdi. Dayanıklı ve kararlı duruşlarla devam eden bu hareketler, hayata yeni bir nefes kazandıran kadınların dayanışmasıyla da büyüyor. Her kayıptan sonra daha da güçlenerek, farkındalık yaratan bu hikâyeler, umutsuzluk dolu bir dünyada, kadınların haklı sebeplerle seslerini yükseltmelerini sağlıyor.
Bu trajedi, kadına yönelik şiddetin sadece bireysel bir mesele olmadığını, taciz ve şiddet dolu ilişkilerin toplumun geneline yayılan bir sorun olduğunu gösteriyor. Şeyma'nın hikâyesi, artık birçok insana ilham vermeye, cesaret aşılamaya, benzer durumdaki kadınların da seslerini duyurabilmesi adına öncü bir hava yaratmaya çalışacaktır. Bu yalnızca bir travmanın aktarımı değil; aynı zamanda, toplumsal bir uyanışın sembolü olabilir. Unutmayalım ki, her kadın özeldir ve hiçbir kadın şiddeti hak etmez!